13 Temmuz 2020 Pazartesi


                        Uyku ile uyanıklık arasında kalmış gözlerle bakıyorum hayata.. Sunulanın görebildiğim kadarını görüp, seçebildiğim kadarını yaşıyorum. Bana ait olmayan hayatlardan geçiyorum bir bir… Tarla nasırı bilmeyen fakat topuklu ayakkabı nasırı görmüş ayaklarımla.
         Şehirliyim yani anlayacağın. Elimi domates fidesine sürmedim ama, iyi domates seçiyorum manavdan. Bir horozun ötüşünü duymadım, görmediğim gibi bir çobanın sürüsüyle tepelerden dönüşünü. Komşularımla imece de yapmadım ama; uyumlandım iphone la  , konumlandım instagramla, durumlandım whatsappla!!
         Burnu akan gözü yıldızlı çocuk arkadaşlarım olmadı. Taş sokaklara konuşlanıp çetik ören teyzelerin azarlarıyla büyümedim ben. Buna rağmen en çok sevdiğim dizi yeşil denizdi. Macgyver Süleyman ın  tamir ettiği motorun sesini, hafize teyzenin hiç bilemeyeceğim kokusunu özlüyorum. Alt tarafı bir dizi diyor spinoza mantığım.
        Oysa nasıl da yanılıyorum. Bana benzemeyen ama oldurmaya uğraştığım hayatlarla, pamuk ipliği garantisinde ilişkiler yaşıyorum. Uyku ile uyanıklık arası ne de güzel yaşıyorum. Varmış gibi yapıyorum..En çokta ‘sanıyorum'..
       Neden quantum u alır da insan, insanlığı bırakır, anlamaya bile uğraşmıyorum.İkisini bir kaseden içmek fikrini bile taşımıyorum. Olması gerekenle olan arasında ,bir külah dondurmayla serinleme konforu istiyorum en cornettinden..
         Belki bu yüzdendir ki, lugatimden ve yüreğimden sileceğim kelimelere usulca yaklaşıyorum. Sessizce yapıyorum bu işi. Ne onlar hissetsin ne ben çıkardığımı…Ses etmeden köşesinden süzülüp ruhumun kapısını açıveriyorum. Önce     ‘kendim gibi’ kelimesi çıkıyor, ardından ‘insan gibi’ ….
            Sonra peşpeşe dağılıveriyorlar sevme’lerim, keşke'lerim, hüzün’lerim, güzel görmeler'im sabr’etmelerim…  Derken 'merhametim' kaçıyor.Kapıyı tutayım derken; vicdan’ım kaçıyor ardından.  Neden açtım bu kapıyı?!!   ‘Ahhh….’. Olmayan vicdanımın yuvası sızlıyor..  Kimselerden yardım gelmeyeceğini biliyorum..  Aklım işliyor..
           Alıyorum başımı iki elimin arasına; oturuyorum. Saatler , günler, haftalar geçiyor. Elimin üstünde  bir minik el hissediyorum. Yeni yetme ümidim çekiştiriyor serçe parmağımdan..   Uykudan yeni uyanmış gözlerimi sile sile arkasından yürüyorum.. Black Mırror'un yeni sezonunu izlemek üzere evin yolunu tutuyorum..                                             
     
Nazlı AKKAYA  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder