NE İDİN?
NE OLDUN?
Gün içinde kaç farklı duygu yaşıyorsun.
Story'e atacağın yemek çeşidini listeler gibi listele.....
Getir'e sipariş vereceklerine seçer gibi....
Pandemi bitince yapacaklarını yazar gibi yaz....
Özenle yaz..
Umutla yaz...
Mutlulukla, içten yaz...
Kaç duygu yaşıyorsun, mutluluk nedir diye unuttuğun ruh hafızanda?..
'Duygulanım' de istersen buna, istersen 'duygularım'...
Duygulanım halin, yaşamın kaç hali?...
Nefret ettiğin Kimya'da maddenin hallerini yazdığın ve faydasını göreceğine inandığın gibi yaz...
Uzun uzun, formüllerce yaz...
Acı hali, katı hal sanki...
Heyecan hali, sıvı hali...
Mutluluk, gaz hali gibi şu sıralar...
Hangi hal iyilik hali?..
Müge Anlı reklam arası vermişte, yetişmeye çalışıyormuşsun gibi aceleyle değil;
'Masumlar Apartmanı' uzunluğunda, uzun uzadıya yaz...
Sen de haklısın, iki saat bir diziye sabretmek; kendi duygularına sabretmekten daha kolay değil mi?
Gel baştan başlayalım;
Önce sabah hisettiğin duyguyu yaz..
Hangi duyguyla uyandın?
Hangi kalp çarpıntısıyla?
Hangi can sıkıntısıyla?...
Hangi kabusla?...
Kova nı toprağa boşaltır gibi, akan suya anlatır gibi yaz..
Hangi sevinçle,
Hangi coşkuyla,
Hangi sevgiyle,
Hangi istekle uyandın?...
Dondurma parasını cebine koyup bakkala koşan çocuk mutluluğuyla yaz...
O hatıranı unutalı çok mu oldu?
O halde markette 5 değil de 10 tane elmayı poşetine koyabilen bir baba sevinciyle yaz...
Öğlen vakti ne geçti ruhundan, kalbin neyin kokusuna yandı...
Koşmak isterken, uçabilecekken, sırtın hangi duvara dayandı..
İkindi vakti devrilince üstüne güneş, hangi duygunun altında kaldı ruhun...
Huzurun 'H'si iki ayağını birden koyabildi mi göğsüne... (Sakinleş ) diyebildi mi... (Relaks) diyebildi mi
Ve sen de düşündün mü, her şeyi düşünmeyi kendine yük ettiğin gibi; 'relaks' mı 'relax' mı diye...
Bir yudum çay alıp ağzına, dudakların yeme içmeyle meşgul olduğu için zihnin konuşmaya hasret kalıp 'Of' ladı mı (her şey oluruna varır) diye....
O zaman bunca dert sıkıntı ve koşturmanın anlamı ne?
Haydi yaz...
Rüzgarı tenine değince baharın, ilk mi son mu olduğu anlayabiliyorken, şimdi kalbindeki baharı tanıyamıyor olmanın hissini yaz...
Hangi ümidi unuttun en son..
Hangi iyiyi sildin listeden....
Hangi smile' yi 😊 atarken, hangi gülümsemeyi bıraktın derinlerinde...
Yokla artık kendini!..
Uzattıkça uzattım sen yoklayasın diye...
Ve hala kendini getirmediyse seni, hiç olmadığı kadar pandemide bakmak zorunda kaldığın aynalar...
İstediğin kadar deniz fotoğrafında yüz,
İstediğin kadar çiçek fotoğrafı kokla,
İstediğin kadar kahve fotoğrafı iç,
Zaman susar, mekan susar, kahkaha attıran insanlar susar...
Ve hadiseler konuşmaya başlar..
Ben sormasam,
Sen kendine sormasan, hadiseler sorar!
Buraya kadar okumaya tahammül edebildiğine göre bir gülümsemeyi hak ettin demektir.
Kaç duygu hissedersen hisset, sana en çok yakışan duyguyu bulamadığın sürece hep arayışta olacaksın!
Neden olduğunu bilmeden, göçmen kuş gibi havada kalacaksın...
En yakışanı bulmak için nutella sürdüğün ekmeğini yerken düşün aynı zamanda
-Ne yapmalıyım bana en iyi gelen duyguyu bulabilmek için?
Ve çocukken acıktığın zaman nutellalı ekmek istemek için annene koştuğun coşkuyla
Dön Yaradana...
Aç kalbini göğe ve de ki
-Ne tohumu varsa gönlümde bana ait yetişmesini istediğin, Çiçeklerini büyütmek için güneşine ve suyuna ihtiyacım var.
Nasib Eyle....
Amin.
Nazlı AKKAYA